Nörobilim Çalışmalarının Hasta Uyumu Üzerindeki Etkileri

Hastanın tedaviye uyumunda 3 temel faktör var; hasta ile ilgili psikolojik faktörler, sosyal faktörler (hasta-doktor ilişkisi) ve kullanılan ilacın özelliği. İlk iki maddede nörobilim çalışmalarının sağladığı veriler önemli bir yer tutuyor. İlacın özelliği ile ilgili en temel faktörler ise, etkinlik ve kullanım kolaylığı.

Nörobilim alanını nasıl bir çerçevede tanımlayabiliriz?

Nörobilim, çok geniş kapsamlı multidisipliner bir uzmanlık alanı. Evrendeki en gizemli yapı olan beynimizin yapısını ve fonksiyonlarını, sinir sisitemini ve çevre ile etkileşimini, bilişsel işlevleri incelerken aynı zamanda nöroloji, psikiyatri, psikoloji, biyokimya, bilgisayar mühendisliği, matematik, genetik, dil bilimi gibi birçok alanla işbirliği içerisinde çalışıyor. Nörobilim ile ilgili araştırmalarda son yıllarda büyük bir artış olduğunu görüyoruz.

Nörobilimden hangi alanlarda faydalanılıyor?

Nörobilim alanında yapılan çalışmalar, öncelikle mental hastalıkların tanısı ve gelecekteki tedavi yöntemlerine ışık tutuyor. Bunun dışında, nörobilimden elde edilen verileri birçok alanda kullanıyoruz. Bu verilerin pazarlamada kullanılmasıyla birlikte “Nöromarketing” adı verilen alan ortaya çıktı. Ayrıca, bu çalışmalardan elde edilen verilerden ekonomi, finans, eğitim gibi birçok alanda yararlanılıyor. Beynimizi ve karar verme mekanizmalarımızı daha yakından anlamaya başladıkça, kendimizi de tanıyoruz. İlişkilerimize farklı bir boyut geliyor. Son yıllarda yapılan nörobilim çalışmaları; yaptıklarımızın, düşündüklerimizin, hissettiklerimizin, kararlarımızın çoğunun bilincimizin dışında gerçekleştiğini gösterdi. Artık biliyoruz ki beynin işleyişi içerisinde en küçük rol, bilince ait olanı.

Tedavi uyumunda önemli faktörler nelerdir ve nörobilimin yeri nedir?

Hastanın tedaviye uyumunda 3 temel faktör var;- hasta ile ilgili psikolojik faktörler, sosyal faktörler (hasta-doktor ilişkisi) ve kullanılan ilacın özelliği. İlk iki maddede nörobilim çalışmalarının sağladığı veriler önemli bir yer tutuyor. İlacın özelliği ile ilgili en temel faktörler ise, etkinlik ve kullanım kolaylığı.

Nörobilim alanında yürütülen çok sayıda araştırma, saniyeler içerisinde verdiğimiz kararların, bazı durumlarda aylar süren mantıksal analizler sonucunda ulaşacağımız kararlardan farklı olmadığını gösteriyor. Kararlarımızı yönlendiren en önemli faktör ise duygular. Doktor hasta ilişkilerine baktığımız zaman da durum pek farklı değil.

Eğer uğraştığınız konu insan sağlığı ise hastaların duygulardan oluşan varlıklar olduğunu akılda tutmak gerekiyor. Teknolojide altın çağın yaşandığı günümüzde bile hala hastaların tedavi kararlarını, tedaviye uyumlarını ve doktorlara duydukları güveni yönlendiren en önemli etken, doktorların onlarla çok kısa bir süre içerisinde kurduğu iletişim şekli. Örneğin; doktorun kendileriyle konuşma tonu, göz teması kurması, doğru soruları sorması, onları dinlemesi, görüşme sırasında uygun ve anlaşılabilir açıklamalar yapması. Hastalar, onların bir olgu değil bir insan olduğunu bilen ve bunu hissettiren doktorlara güveniyorlar. Son yıllarda, bu alanda yapılan nörobilim çalışmalarının katlanarak arttığını görüyoruz.

Hekimlerin hastalara empati ve şefkat göstermesi, hastaların beyninde güven ve umut ile ilgili mekanizmaları harekete geçiriyor. Hastaların hekimlerine güven duyması ise genel sağlık durumunu etkileyen en önemli faktörlerden biri. Hastalar hekimlerine güven duydukları zaman, tedaviye uyum ve tedavi başarısı da artıyor. Sadece göz kontağı kurmak bile beyinde 5 farklı alanın aktive olmasına neden oluyor.

Hekimlerimiz, nörobiyolojik mekanizmaları kullanarak hasta uyumunu artırmak konusunda kendilerini nasıl geliştirebilirler?

Hepimiz için her çeşit iletişimde anlık hükümler ve ilk izlenimler önemlidir, duygularımızla anlık yargılara sahip oluruz. Evrimsel süreç içerisinde, bu anlık kararlar insanoğlunun uyum yeteneğinin ve hayatta kalma şansının yüksek olmasını sağlamıştır.

Hekimlerin hastalara empati ve şefkat göstermesi, hastaların beyninde güven ve umut ile ilgili mekanizmaları harekete geçiriyor. Hastaların hekimlerine güven duyması ise genel sağlık durumunu etkileyen en önemli faktörlerden biri. Hastalar hekimlerine güven duydukları zaman,tedaviye uyum ve tedavi başarısı da artıyor. Sadece göz kontağı kurmak bile beyinde 5 farklı alanın aktive olmasına neden oluyor.

Her şey saniyeler içerisinde gelişir; ölçülü ve analitik davranacak, karşımızdaki kişinin veya doktorumuzun yaşadığı zaman baskısı, kurumsal koşulların getirdiği zorluklar hakkında fikir yürütecek, empati kuracak vaktimiz yoktur. Dolayısıyla, bizlerin en derindeki arzusu her koşulda anlaşılmak, sevgi, şefkat ve güven duygusunu hissetmektir.

Hastalar, hekimlerinin kendileri ile göz teması kurmasını istiyorlar. Hekimleri kendilerine dokunduğu zaman güven duygusu hissediyorlar. Tedavinin gidişatı ile ilgili olumlu yorumlar almak hastaları ümitlendiriyor. Tüm bunlar tedavi sonuçlarını etkiliyor.

Tedavi konusunda bilgi sahibi olmanın tedavi sonuçlarını etkilediğini biliyoruz. Eğer siz, terapötik maddeyi hastanın bilgisi dışında verirseniz etkinlik azalıyor. Bu bize beklentilerin sonuç üzerinde önemli etkisi olduğunu gösteriyor. Bu çalışmaların gösterdiği çarpıcı bir sonuç, psikolojik olarak active olan beyin bölgeleri, ilaç kullanıldığı zaman aktive olan beyin bölgeleri ile aynı ve hekimin hasta ile kurduğu bağ ve hasta tatmini, placebo etkisinden daha güçlü. Ayrıca son yıllarda gerçekleştirilen çalışmalar bize gösteriyor ki hastalar sevdikleri doktorun söylediklerini yapıyorlar, tedavide sorun çıkarsa şikayetçi olmuyorlar.

Son olarak, eklemek istediklerinizi rica ederiz.

Tedavi uyumu konusunda gerçekleştirilen çok sayıda çalışma hastaların %50’ye yakın bir kısmının ilaçlarını önerildiği şekilde kullanmadığını gösteriyor. Psikolojik ve iletişimle ilgili faktörlerin yanısıra ileri yaş, demans, etkileşimler, tablet sayısının çokluğu ve sık ilaç kullanımı tedavi uyumunu azaltan önemli nedenler. Bu aşamada Zostex günde tek doz kullanım kolaylığı ile tedaviye uyum konusunda büyük avantaj sağlıyor.

Tedavi konusunda bilgi sahibi olmanın tedavi sonuçlarını etkilediğini biliyoruz. Eğer siz, terapötik maddeyi hastanın bilgisi dışında verirseniz etkinlik azalıyor. Bu bize beklentilerin sonuç üzerinde önemli etkisi olduğunu gösteriyor. Bu çalışmaların gösterdiği çarpıcı bir sonuç, psikolojik olarak aktive olan beyin bölgeleri, ilaç kullanıldığı zaman aktive olan beyin bölgeleri ile aynı ve hekimin hasta ile kurduğu bağ ve  hasta tatmini, placebo etkisinden daha güçlü. Ayrıca son yıllarda gerçekleştirilen çalışmalar bize gösteriyor ki hastalar sevdikleri doktorun söylediklerini yapıyorlar, tedavide sorun çıkarsa şikayetçi olmuyorlar.

Basında

Bu yazı Pharmaceutical Business Review Dergisi’nde de yayınlanmıştır.